Psikotik Bozukluklar

PSİKOTİK BOZUKLUKLAR
Psikoz;  genel anlamıyla kişinin gerçeği değerlendirme yetisinin bozulmasıdır. Psikotik bozukluklar denince kişinin gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu, çevreyi ve kendisini algılayışının bozulduğu hastalıklar akla gelmektedir. 
Bu hastalıklar başta şizofreni olmak üzere, hezeyanlı bozukluk (diğer adıyla paranoid ya da delüzyonel bozukluk), kısa psikotik bozukluk, şizofreniform bozukluk, şizoaffektif bozukluk, madde kullanımının yol açtığı psikotik bozukluk, başka bir sağlık durumuna bağlı psikotik bozukluk( enfeksiyonlar, tümörler, metabolik bozukluklar vs.),Başka Türlü Adlandırılamayan (BTA) psikotik bozukluk, postpartum (doğum sonrası) psikotik bozukluklar olarak sayılabilir. 
 Tüm bu hastalıkların ortak özelliği psikotik belirtilerin görülmesi; yani kişinin gerçeği değerlendirme yeteneğinin kısmen ya da bütünüyle bozulması ve bu durumun kişinin işlevselliğini ve sosyal hayatını etkilemesidir. Bu hastalıklar birbirlerinden süre, oluş nedenleri gibi farklılıklarla ayrılırlar. Bu sebeple psikotik bozukluklar hakkında fikir edinmek ve anlamak  için ilk olarak şizofreniden söz etmek uygun olacaktır.
ŞİZOFRENİ
 Şizofreni, yüzyılı aşkın bir süredir psikiyatrinin üzerinde çalıştığı en önemli hastalıklardan birisidir. 
 Şizofreni günümüzde, genellikle genç yaşta başlayan, kişilerarası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak içe kapanmanın yaşandığı, duygu, düşünce ve davranışlarda bozuklukların görüldüğü bir ruhsal bozukluk olarak tanımlanmaktadır.
Toplumda ortalama yaygınlık oranı %1 'dir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür. Genellikle erkeklerde 15-25, kadınlarda 25-35 yaşlarında başlar. Ancak daha geç yaşlarda da başlayabilir.
 Şizofreninin oluşum sebebinde birçok faktörün birlikteliği söz konusudur. Bunlar kalıtımsal (genetik) faktörler, beyinde yapısal ve işlevsel bozukluklar ve psikososyal etkenler (çevresel faktörler) başlıkları altında toplanır. 
 
Şizofreni için tek bir belirti yoktur. Kişinin algılamasını, düşünmesini, duygularını, hareketlerini, dikkatini, yargılamasını etkileyen bir hastalıktır. Öğrenme, kendine bakım, çalışma, insan ilişkileri ve yaşam becerileri gibi birçok alanda yetersizliğe yol açabilir. Ancak bunlar kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Aynı hastada zaman içinde de büyük değişiklikler görülebilir.
Tipik bir başlangıç biçimi yoktur . Belirtiler ani başlayabileceği gibi  hastalık sinsi ve yavaş bir şekilde içe kapanmayla da başlayabilir.
Şizofrenisi olan kişiler genellikle hastalık öncesinde  içe dönük, sessiz, arkadaşı az, yalnız kalmayı seven kişiler olarak tanımlanır.
Şizofrenide sıkça karşılaşılan belirtiler algı ve düşünce bozukluklarıdır.
Algı bozuklukları; yani halüsinasyon ya da diğer adıyla varsanı; ortamda bir uyaran yokken, etraftaki diğer insanların algılamadığı yaşantıların olmasıdır. Sesler duymak, hayaller görmek gibi…
Düşünce bozuklukları yani hezeyan, bir diğer adıyla sanrı; gerçeğe uymayan, mantıklı tartışmayla değiştirilemeyen düşünceler anlamına gelmektedir. Kötülük görme, kıskançlık hezeyanları sık görülür. 
Şizofreninin gidişatı kişiden kişiye farklılık gösterir. İlk hastalığın ortaya çıkmasından sonra zaman zaman alevlenme dönemleri ve yatışma dönemleri görülebilir. Kimilerinde hezeyan ve halüsinasyonlar yıllarca sürebilir, toplumdan geri çekilme görülebilir. Atakların sayısı arttıkça hastalığın kronikleşme olasılığı artar. Bunun yanında çalışmalar, şizofreni hastalarının %30-40’ının orta ve iyi derecede düzeldiklerini, aile, iş ve sosyal hayata uyum sağlayabildiklerini göstermektedir. 
Şizofreninin tek yönlü bir tedavisi yoktur. Her şizofreni hastası ayrı ayrı özellikler taşır ve çok yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Hedef yalnızca belirtilerin yatıştırılması değil, hastalığın yıkıcı etkilerinin önlenip, hastanın toplumsal uyumunu arttırmaktır. 
Şizofreni tedavisinde bütüncül yaklaşımlar önemlidir. İlaç kullanımı ve bireysel terapiler  şizofreni tedavisinin olmazsa olmaz parçalarıdır. Bunun yanında  grup terapileri, psikososyal rehabilitasyon programları günümüzde şizofrenide etkinliği kanıtlanmış tedavilerdir.
 
DİĞER PSİKOTİK BOZUKLUKLAR
Kısa Psikotik Bozukluk: Psikotik belirtilerin en az 1 gün en fazla 1 ay boyunca görüldüğü hastalıktır. Bu bozukluk genellikle birden başlar. Hastalar genellikle duygusal olarak değişkendir, acayip davranışlarda bulunabilirler, saldırganlık ya da tam tersi suskunluk, yakın geçmişi hatırlamama görülebilir. Bu bozukluğun başlamasını travmatik yaşam olayları tetikleyebilir.
Şizofreniform Bozukluk: Bu hastalık hastalık süresi dışında şizofreni ile aynı özellikleri taşır. Yani şizofreni belirtilerinin en az 1 ay, en fazla da 6 ay sürdüğü ve sonrasında iyileşme görüldüğü kişilerde bu tanı konulur. Bazen de şizofreni tanısı koymak için gerekli 6 aylık sürenin henüz dolmadığı hastalara bu tanı geçici bir tanı olarak konulur.
Şizoaffektif Bozukluk: Hem şizofreninin hem de duygudurum bozukluklarının özelliklerini taşıyan bir bozukluktur. Yani hastalık dönemi sırasında şizofreni belirtileriyle birlikte eş zamanlı olarak depresif/ manik ya da mikst epizoddan oluşan duygudurum epizodu görülür. 
Hezeyanlı (sanrılı) Bozukluk: Paranoya, paranoid bozukluk ya da delüzyonel bozukluk diye isimlerle de bilinir. Bu rahatsızlıkta en az 1 ay süren hezeyanlar yani düşünce bozuklukları görülür. Eşi ya da sevgilisi tarafından aldatılıyor olma, izlendiğini düşünme, ciddi bir hastalığı olduğunu düşünme bu hezeyanlara(sanrı) örnektir. Bu düşünceler dışında kişinin işlevselliği, sosyal uyumu genellikle bozulmamıştır ve davranışlarında gariplik yoktur. Başlangıç yaşı genellikle orta yaşlar(40'lı yaşlar) ve geç erişkin yaşlardır. Genellikle bu bozukluk yavaş yavaş değil birden başlar. Hastalık öncesinde hastalığı tetikleyen psikososyal bir stres etkeni bulunabilir. Bu stres etkeni genellikle kuşku ya da kaygı yaratan bir durumdur.
Genel Tıbbi Duruma Bağlı Psikotik Bozukluk: Genel tıbbi bir duruma bağlı olarak psikotik belirtilerin yani hezeyan ve halüsinasyonların görülmesidir. Çeşitli nörolojik hastalıklar (epilepsi, beyin tümörleri, hungtinton hastalığı, merkezi sinir sistemi enfeksiyonları vb.), endokrin rahatsızlıklar (tiroid, paratiroid hastalıkları vb.), metabolik durumlar (hipoglisemi, hipoksi vb.), otoimmün hastalıklar, hepatik ve renal hastalıklar psikoza yol açabilir.
Madde Kullanımının Yol Açtığı Psikotik Bozukluk: Bir maddenin yani kötüye kullanılan ve bağımlılık yapan maddeler ya da ilaçlar, tedavi için kullanılan bir ilaç ya da bir toksinle karşılaşma sonucu psikotik belirtilerin ortaya çıkmasıdır. Belirtiler bazı maddeler için kullanımı bıraktıktan sonra 4 hafta içinde ortaya çıkabilir.
Postpartum Psikoz: Psikotik belirtilerin hamilelikten  sonraki dönemde, genellikle doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde ortaya çıkmasıdır.
Başka Türlü Adlandırılamayan (BTA) Psikotik Bozukluk: Herhangi bir psikotik bozukluk için net tanı ölçütlerini karşılamayan ama psikotik belirtilerin görüldüğü durumlar için kullanılır.
 

Tümü

X