Yemek Bozuklukları

                                        YEME BOZUKLUKLARI
Yeme bozuklukları gelişmekte olan toplumlarda özellikle kadınları tehdit eden bir durum açıklanabilir.  Geçtiğimiz yıllara kadar, sadece üst orta sınıfa mensup ergen ve genç kadınlarda görüldüğü düşünülen bu bozuklukların aslında toplumun daha geniş bir kesimini tehdit ettiği gözlemlenmektedir. Toplumdaki güzellik ve çekicilik standartlarındaki değişim,  yeme alışkanlıklarında da değişime neden olmaktadır. İş yaşamlarında rekabetin önemli olduğu meslek gruplarında, özellikle  mankenler, dansçılar, balerinler, sporcular ve jokeylerin yeme bozuklukları geliştirme risklerinin yüksek olduğu söylenebilir.  Öte yandan yeme bozukluğuna sahip kişilerin profesyonel ve sosyal taleplerle başa çıkamayıp, çatışma yaşadıkları ve bedensel uğraşlara yönelerek diyet yapma davranışına yöneldikleri de söylenebilir                                                   
Yeme Bozuklukları;  anoreksiya nervoza , bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan “tıkınırcasına yeme bozukluğu” gibi hastalıkların içinde yer aldığı bir tablodur . Bu hastalıklar ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de  psikiyatrik  ve psikolojik yardım almayı gerektiren ruhsal sorunlarla birliktedir.
Anoreksiya Nervozalı kişi olması gereken kilonun en az %15 kadar altındadır. Kilo almaktan çok korkar, sık sık tartılır ve çok sıkı diyetler yaparak kilo vermeye çalışır. Gereğinden fazla egzersiz yapar, bazen yediklerini kusarak veya laksatif ilaç (bağırsakları çalıştıran ilaç, müshil) kullanarak vücudundan atmaya çalışır. Anoreksiya, sağlıksız bir diyet sonucu ciddi miktarda kilo kaybıyla kendini belli etmeye başlar. Kadınlarda daha sık görülmesine rağmen erkeklerde de çoğalmaya başlamıştır. Zayıf olma saplantısı, şişmanlama korkusu anoreksiyanın en belirgin özellikleridir. 
Bulimiya nervoza ise aşırı yeme atakları  ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir yeme bozuklukları tablosudur. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Bulimia nervozalı kişi devamlı diyet ve egzersiz yapmasına rağmen normal kilosunun çok az altında, normal kiloda, hatta normal kilosunun üzerinde olabilir. Yemek yediği sırada kendini kontrolden çıkmış gibi hisseder ve yemek yeme krizlerini herkesten gizli tutar. 
 
 
 
Anoreksiya Nervozadaki Fizyolojik ve Metabolik Değişiklikler
Bu değişiklikler, açlık durumu veya çıkarma davranışlarına bağlıdır ve geri dönüşümlüdür. Kan tablosundaki bozukluklar görülür. Çıkarma davranışları sonucu düşük potasyum düzeyleri gelişir. Bu durumda kalple ilgili sorunlar çıkabilir. Elektrolit bozukluğu olanlarda güçsüzlük, uykuya eğilim,  kalp ritm bozuklukları vardır. Kalp ritmindeki bozukluklar kalp durmasına yol açarak ani ölüm nedeni olabilir. Karaciğerde yağlanma görülebilir. Serum kolesterol düzeyleri yükselebilir. Diş çürümeleri, kuru cilt, tüylenme, osteoporoz, kırıklar,  midedeki boşalmanın gecikmesi, kabızlık, tiroid metabolizmasının düşmesi, düşük beden ısısı diğer biyolojik komplikasyonlardır.
Bulimia Nervozanın Bedene Zararları 
Çıkarma davranışlarına bağlı anoreksiya nervozadaki benzer tıbbi sorunlar, dişlerde aşınma, parotis bezi büyümesi, mide genişlemesi, yemek borusu zedelenmesi, karın ağrıları, kalp yetersizliği önemli komplikasyonlardır.
Yeme Bozuklukları ve Aile Yapıları
Duygu ve düşüncelerin özgürce ifade edilmesine olanak tanınmayan, aşırı eleştiri ve müdahalelerin söz konusu olduğu aile yapılanmaları ve aile işleyişi açısından yeterli keyif alınamayan, doyum sağlanamayan ilişkilerin varlığı, kişiyi yeme bozuklukları göstermeye eğilimli hale getirebilir. Yeme bozukluğu olan çocukların, ailelerini daha az destekleyici  buldukları gözlemlenmiştir. Ayrıca bu ailelerin çocuklarına yönelik başarı beklentilerinin, yeme bozukluğu olmayan çocukların ailelerine göre daha fazla olduğu görülmektedir. Bu rahatsızlığı olanların ailelerinde depresyon, alkolizm, şişmanlık ve yine bir yeme bozukluğuna daha sık rastlanmaktadır. Bu kişilerin annelerinin de sürekli diyet yapma düşünceleri ile haşır nesir oldukları ve bir yeme bozukluğuna sahip oldukları görülmektedir. Buna ek olarak kimi ailelerde çocukların diyet yapmayı aileden model alarak öğrendikleri ve bu durumu hayatlarına geçirdikleri de görülmüştür.
Kişilik Özellikleri
Yapılan çalışmalar, bazı kişilerin “yeme bozukluğu” geliştirmeye daha eğilimli olduklarını gösteren kişilik özelliklerine işaret etmektedir. Bu noktada “ kontrol”  kavramının öne çıktığı görülmektedir. Özellikle kendi hayatı üzerinde kontrol sahibi olmadığını düşünen kişilerde, yeme bozukluklarının daha sıklıkla ortaya çıktığı söylenebilir. Kişi kendisine kontrol edebileceği alan olarak bedenini ve kilosunu seçmektedir . İlk başlarda kişiyi çok memnun eden bu durum birkaç kilo verildikten sonra belli bir tatmin yaşatmakta ancak sonrasında kilo vermek başlı başına bir amaç haline dönüşmektedir.  
Yeme Bozukluklarında Psikoterapi
Yeme bozukluklarında bireysel terapi, grup terapileri ve aile terapileri uygulanır. Sürdürülen psikoterapi sürecinde öncelikle;  kişinin kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi amaçlanır. Başa çıkılamayacağına inanılan olumsuz duyguların kontrolü, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, bedene yönelik olumsuz algılamaların belirlenmesi, özgüvenin geliştirilmesi, kişilerarası ilişkilerde yaşanan sorunların belirlenip, çözümüne yönelik bir yaklaşım izlenir. 
 

Tümü

X